İçkin bir halk kendi kendine

Cumartesi, Ocak 30, 2010

İçkin bir halk kendi kendine

 

“kalkeyhalkkalkeyhalkkalkeyhalk”

                               Tuğrul Keskin

 

Vatan, kuşananın

söylenmez yapılır bu

hayat, eyleyenin.

 

Bir eşiğe varıyorum

düşünürken, düşünürken oluyor bu

mesela, sol yanımda bir şeyler gıvışdıyor bahar bahar bahararak

ormanlaşıyorum halklaşıyorum ormanlaşıyorum

ne yapıyor lan bu diyor makroplar

feykimi atıp

bir hayalin başında ütopyalanan halkın arasına karışıyorum

acuna bakıyoruz birlikte bakınca sahicileşiyorum.

 

Bir geçit’e varıyorum

kimyası sele kapılmış günlerden geçerken oluyor bu

mesela, Türkiye söylüyor Mustafa Kemal Atatürk, destedeki en ulu er

acunlaşıyorum sahicileşiyorum acunlaşıyorum

atomlar havada uçuşuyor

yanmasam olmaz

matematiği olmayan bir matematik bu

ah, o mavi

dünya zulüm olmuş batı batıdan batıyor apaçık, doğuda horozlar.

 

Kendi kendine halk, seni uyandım, beni uyan, kalk

kendimizi halk etmeye gidiyoruz.

 

Uluer Aydoğdu

 

Ocak 2010, İzmir

Etiketler : tuğrul keskin,kalk,vatan,kuşanmak,uluer aydoğdu

 

Sanat Cephesi'nde bu ay:

 

PERİHAN MAĞDEN

AHMET ALTAN

OYA BAYDAR

ELİF ŞAFAK

ORHAN PAMUK

 

HİÇBİRİ YOK

 

HUZURLA OKUYUN

 Sanat Cephesi Dergisi Reklam Filmi için:

http://209.85.229.132/search?q=cache:lqE-GOUUyGkJ:www.solvideo.org/video/5fe6f5cc2d45640/Sanat-Cephesi-Dergisi-Reklam-Filmi-+sanat+cephesi+dergisi&cd=6&hl=tr&ct=clnk&gl=tr

Etiketler : sanat cephesi,onur behramoğlu,sol,sosyalist,türkiye

Korkmadan öldük ey halkım. Unutma bizi...

Bir gün mezarlarımızda güller açacak ey halkım,

unutma bizi... Bir gün sesimiz, hepinizin kulaklarında

yankılanacak, ey halkım, unutma bizi.

Etiketler : uğue mumcu,cumhuriyet,unutma bizi,24 ocak

ot hızlıdır

Pazartesi, Ocak 18, 2010

ot hızlıdır

                                    

 - ters dönmüş zirvedir çukur-

 

denizimi kalbimden çıkardım

oldum bir dehliz gıdım gıdım

imgeveleyip durun siz

bataktan çıkardım kalbimi

ben kaç tım

 

uzayımı yanımda taşırım 

ben giderim o gider

cevahirimde bir solucan deliği

aramam bulurum seni

ben kaç tım

 

uçlarım çıplak, uçlarım kaçak, uçlarım deli

bir ot oluştum, yorum yok

ellerinizden öptüm, yorum yok

iyi günler ruhi bey, nasılsınız 

ben kaç tım

 

bir kertenkele gibi tım tım

ovaladım sihirli lambasını uluer'in

cini oldum, ini

verdim ülkeme

ölümüm cebimde

ölümüm bedava

hediyem

 

n'aber yavrum

 

ben

kaç

tım

 

Uluer Aydoğdu

 

(Patika, Temmuz, Ağustos, Eylül 2007 58. SAYI)

Etiketler : kaçmak,ot,ruhi bey,solucan deliği,gıdım gıdım

  Tutup kalbimden büyütür beni bütün bunlar

 

  Kediler ve onların entropiye meydan okuyan patileri

  sevgiler, ışık huzmeleri, evler.

 

  Avludaki zeytin ağacına bakarım pencereden

  ışıklar yanar, kalbim yanar, dalarım düşlere

  İzmir’de bir şiir başlar, İzmir’de bir dünya başlar, İzmir’de

  bir kadın kalbine atlayıp bana gelir, bir gökyüzü başlar, sıtma

  rüzgâra bakarım dalların arasından geçip giden

  aşklara, hayatlara, keşke’lere

  “Seni buraya getiren rüzgâr”, der içimden bir ses

  çevirip beni yolumdan anneme bırakır bir geceliğine

  sol yanımda bir deprem olur, ol yanımda yıkılıp giderim

  itiraz etmem, her şeyi yadsıyan ruhtur yıkılıp gitmek

  köşe bucak solucan delikleri ararım her yerde

  en çıkmaz sokakta beklersin beni, oraya gelirim, oraya

  çocukluğum gelir, Zagor gelir, kalbim.

 

  Kuşlara binerim, bir fırtına bana biner, başım şiire girer

  geçitlerle konuşurum, dağlarla konuşurum, konuşmadan olmaz

  herkes oyun bahçesi, herkes proton, herkes la

  sevgilim gelip sorar: “Günün nasıl geçti, çiçekleri suladın mı?”

  çiçekleri suladım, suları çiçekleyip kendi uzayımda dolaştım epey

  bir anıyı yontup durdum, geriye kalan şiirdi, ah işte

  eşlik ettim bir kızın mis gibi açışına, hopladı kalbim yüz kere bin

                                                                                                      kere

  yerim yurdum bu oldu, oraya yerleştim, o açık alana

  başka çare yoktu vatanım dedim kalbimdeki ağrıya

  böyle böyle dadandım, bülbüller dadandı, enva-i çeşit mavi

  bir bağa dadanır gibi, bir ağaca dadanır gibi, bir şehre

  ağrır da kalp bu kadar güzel ağrır işte, bu kadar sıracalı

  daha çavlanı yok, daha mavisini bulan gelsin, daha vatanı yok.

 

  Geçer gider, geçer giderim hayatın içinden rüzgâr gibi, hoşça

                                                                                                   kalın.

 

  Uluer Aydoğdu

 

  (eliz edebiyat, ocak 2010, sayı 13)

Etiketler : izmir,eliz edebiyat,eşlik,rüzgâr,ocak
<_script /><_script />