Biraz kültür biraz sanat biraz aşk biraz meşk  dergisi                                              

Deniz gibi   aşk gibi  ey sevgili gözlerin gibi

Canlı bir organizmadır

Ayda bir nefes alıp verir

ZenSiz ve asidir         

TEMMUZ-AĞUSTOS 2007 Yıl 4   Sayı 27

 


lacivert rengi koyultan siyahlık      

Serkan Özer


 

öyle ki boğuluyorum her resimde

denizinin dibinde oturuyor gizim

bildiğim de bir yere kadar bilmece

gibi bir güneşi kovalıyorum

 

balık adam, sen gibi, ben gibi, o gibi…

 

bi güneşi kovalıyorum ki

güneş öyle ahım şahım doğmuyor

istediğimi boyamıyor mavi turnusol kağıdı

bir bazımsı delik, bir güneş lekesi gizin

 

her anahtar açıyor kapısını evimin…

 

akşam kararıyor lacivert elbisemle

penceremin yeni şiiri

şiirin değirmeninde dönerken

içimde de bir kez söylenmiş sözcükler

 

de dahil buna, dahil buna terk

 

mavi içindeyse sohbetin

adı adamakıllı bilinmiyor şairlerin

tütsünde dumanım içinde büyüsün

lacivert rengi koyultan siyahlık

 

o bilir rengin en iyisini, o bilir

 

yüzün en eskisi, en eskisi gizin

kılavuzu önceden kaçmış turistik

gezi benimkisi, küçük derinin

maviye boyandığı turnusol, zindan!

 

belli değil rengi acının, siz daha iyi bilirsiniz…

 

lacivert rengi boyayan siyah

mezarını açarken beyaza ithafen

silik bir ter izi, nefesi gizin taa

bir yerinde ebesini kovalayan sesi

çıkarıp denizi içinden, öyle boyadılar resmimi…

 


İKİ TEMMUZLARDA ...                  

ahmet uysal / bülent güldal


 

iki temmuzlarda

gel bana çocuğum;

yaz yangınları

avlusundan geçerek

tutuştur tinimi.

 

* ateşin meyvesiyle

  salkım sepet gel;

  ince aşklar savrulsun

  mor bükümlü göğsüme,

  türkülerimiz doğsun.

 

dalöğle zamanlarda

dalınla yaprağınla,

bozkıra çalan

susuzluğunla gel,

sarılış benimle.

 

* haraminin elinde

  baldıran oldu madımak,

  aktı bacasından

  semaha dönen temmuzun,

  buğusundan ürktü dal,

  çıplak kaldı yeşil yaprak.

 

çakıllar arasından

sızdır kokusunu

o yaralı gülün;

yıldız ışımalarında

elin elimde olsun.

 

* yediveren incirin

  balköpüğünde zaman,

  ezgi ağıt;

  acı sarmaşığı budadım,

  eteğindeki ateşle gel!

 

günbatımına karış

akça bulutlarınla,

yeryüzüne dönüştür, göklere

savrulan külünü,

pirimiz ol, sultanımız ol!

 


dokun tenine denizlerimin *    Halim Yazıcı


 

sislerini arala düşlerimin

 

dokun tenine denizlerimin

hanidir kanatları üşüyor sensizliğimin   

 

nasıl da büyüyor gözleri

işte bu aşk

 

usulca gir koynuna

 

sesinde tahta at arabalarının

işittim bütün güvercinlerini annemin

             

yum gözlerini çocukluğum

ki sarsın ömrünü kırık rüzgârgülü.

 

*Deliceler Aşkına, Halim Yazıcı, Digraf Yayıncılık, 2007.

 


MAHALLENİN KALBİ         Mehmet Ersoy


-Yeditepe İstanbul’un şairine…Ali Ulvi Hünkar’a…-

 

 

Tamam.Bitti.

 

Bir sokak ötede yanlış anlaşılmalardan muzdarip aşklar

oltasını salarken suya, köprüde bir yerde herhangi bir şarap şişesi

bitişine ağlarken ya da ayrılışına terminalden

son yolcusunu bekleyen bir otobüs, sislerin oyununda son perde,

sokağın ortasında ben bir Yusuf ve suyu çekilen bir kuyu kadar derinken

izinsiz girdim kusura bakmayın teninize

 

açılan bir kaşa en yakışanı kandı, kavgalar bile anlamsızken

öğrenemedin gitti ve gidecek bir zaman daha

bir şehre inecek sabah ezanıyla

terkisinde suskun ayrılıklar

 

yoksul gözyaşları kız kardeşlerin, sevişmelerin bile duyulduğu

bitişik evler ince ince akşam kokarken

bir telefonla uykusundan irkilince ben bir Ali,

kan değil gül boyalı kılıcım, nefesim mahkumken arka bahçede, aşkı

gömerken havuz dibine, bilmiyor işkencecim

 ‘herkes payına düşeni yaşar’

 

bir mahalle neşteriyle açar etimi, kalbimi öpmek için, buraya kadar

 

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu  

Etiketler : denizsuyukasesi sayı 28, mehmet ersoy, mahzun doğan, ahmet uysal bülent güldal, uluer aydoğdu

Yorum Gönder

Adınız :

Yorum Başlık:

Yorumunuz:

0 yorum yazilmistir
<_script /><_script />