denizsuyukasesi temmuz-ağustos 2007 sayı 27 (II)
Perşembe, Ekim 11, 2007
Biraz kültür biraz sanat biraz aşk biraz meşk dergisi
Deniz gibi aşk gibi ey sevgili gözlerin gibi
Canlı bir organizmadır
Ayda bir nefes alıp verir
DüZenSiz ve asidir
TEMMUZ-AĞUSTOS 2007 Yıl 4 Sayı 27
lacivert rengi koyultan siyahlık
Serkan Özer
öyle ki boğuluyorum her resimde
denizinin dibinde oturuyor gizim
bildiğim de bir yere kadar bilmece
gibi bir güneşi kovalıyorum
balık adam, sen gibi, ben gibi, o gibi…
bi güneşi kovalıyorum ki
güneş öyle ahım şahım doğmuyor
istediğimi boyamıyor mavi turnusol kağıdı
her anahtar açıyor kapısını evimin…
akşam kararıyor lacivert elbisemle
penceremin yeni şiiri
şiirin değirmeninde dönerken
içimde de bir kez söylenmiş sözcükler
de dahil buna, dahil buna terk
mavi içindeyse sohbetin
adı adamakıllı bilinmiyor şairlerin
tütsünde dumanım içinde büyüsün
lacivert rengi koyultan siyahlık
o bilir rengin en iyisini, o bilir
yüzün en eskisi, en eskisi gizin
kılavuzu önceden kaçmış turistik
gezi benimkisi, küçük derinin
maviye boyandığı turnusol, zindan!
belli değil rengi acının, siz daha iyi bilirsiniz…
lacivert rengi boyayan siyah
mezarını açarken beyaza ithafen
silik bir ter izi, nefesi gizin taa
bir yerinde ebesini kovalayan sesi
çıkarıp denizi içinden, öyle boyadılar resmimi…
İKİ TEMMUZLARDA ...
ahmet uysal / bülent güldal
iki temmuzlarda gel bana çocuğum; yaz yangınları avlusundan geçerek tutuştur tinimi. * ateşin meyvesiyle salkım sepet gel; ince aşklar savrulsun mor bükümlü göğsüme, türkülerimiz doğsun. dalöğle zamanlarda dalınla yaprağınla, bozkıra çalan susuzluğunla gel, sarılış benimle. * haraminin elinde baldıran oldu madımak, aktı bacasından semaha dönen temmuzun, buğusundan ürktü dal, çıplak kaldı yeşil yaprak. çakıllar arasından sızdır kokusunu o yaralı gülün; yıldız ışımalarında elin elimde olsun. * yediveren incirin balköpüğünde zaman, ezgi ağıt; acı sarmaşığı budadım, eteğindeki ateşle gel! günbatımına karış akça bulutlarınla, yeryüzüne dönüştür, göklere savrulan külünü, pirimiz ol, sultanımız ol!
dokun tenine denizlerimin * Halim Yazıcı
sislerini arala düşlerimin dokun tenine denizlerimin hanidir kanatları üşüyor sensizliğimin nasıl da büyüyor gözleri işte bu aşk usulca gir koynuna sesinde tahta at arabalarının işittim bütün güvercinlerini annemin yum gözlerini çocukluğum ki sarsın ömrünü kırık rüzgârgülü. *Deliceler Aşkına, Halim Yazıcı, Digraf Yayıncılık, 2007.
-Yeditepe İstanbul’un şairine…Ali Ulvi Hünkar’a…- Tamam.Bitti. Bir sokak ötede yanlış anlaşılmalardan muzdarip aşklar oltasını salarken suya, köprüde bir yerde herhangi bir şarap şişesi bitişine ağlarken ya da ayrılışına terminalden son yolcusunu bekleyen bir otobüs, sislerin oyununda son perde, sokağın ortasında ben bir Yusuf ve suyu çekilen bir kuyu kadar derinken izinsiz girdim kusura bakmayın teninize açılan bir kaşa en yakışanı kandı, kavgalar bile anlamsızken öğrenemedin gitti ve gidecek bir zaman daha bir şehre inecek sabah ezanıyla terkisinde suskun ayrılıklar yoksul gözyaşları kız kardeşlerin, sevişmelerin bile duyulduğu bitişik evler ince ince akşam kokarken bir telefonla uykusundan irkilince ben bir Ali, kan değil gül boyalı kılıcım, nefesim mahkumken arka bahçede, aşkı gömerken havuz dibine, bilmiyor işkencecim ‘herkes payına düşeni yaşar’ bir mahalle neşteriyle açar etimi, kalbimi öpmek için, buraya kadar
MAHALLENİN KALBİ Mehmet Ersoy

0 yorum yazilmistir